| Makale İçeriği |
|---|
| İlçemiz Hakkında |
| Geçmişten Günümüze |
| Coğrafi Yapı |
| Nüfus |
| İdari ve Sosyal Durum |
| Eğitim ve Kültür |
| Sağlık Hizmetleri |
| Ekonomi |
| Kaymakamlık |
| Çıtak İsmi |
| Kara Akbaba |
Sayfa 2 / 11
Bölgemizde bulunan Hitit Devri kalıntıları ilçemizin M.Ö. kurulduğunu ortaya koymaktadır.
Bilinen ilk ilçe merkezi olan bugünkü Demirciören köyü o zamanın Yabanabad’ının merkezidir. Daha sonra Yabanabad’ın merkezi Roma İmparatorluğu’nun eline geçmiş, Roma İmparatorluğu’nun M.S. 395’te ikiye ayrılmasıyla Anadolu, Bizans’ın eline geçmiştir. Bugünkü merkez köyler Güvem, Çeltikçi, Pazar dolaylarında bulunan Romalılara ve Bizanslılara ait mağaralar, Pazar bucağında sonradan camiye çevrilen kilise, Hristiyan mezarları ve Mahkeme Ağacin köyündeki kilise kalıntıları bunu ortaya koymaktadır. Daha sonra ise Türkler Anadolu’yu ebedi yurt edinmişlerdir.
1071 Malazgirt Zaferinden sonra Türklerin Anadoluyu ele geçirmesi ile birlikte kurulan Selçuklu Devleti 1073 yılında Yabanabad’ı ele geçirmiştir. Halen mevcut olan Kınık, Kızık, Dodurga, İğdir ve İymir köyleri, Türk Oğuz boylarının isimlerini taşımaktadır. Yabanabad bölgesine gelen Türk Oğuz boylarının bazıları yerleşip yaşadıkları yerlere isimlerini vermişlerdir.
Selçuklulardan sonra Ankara dolayları ve Yabanabad 1356 yılında Osmanlı Sultanı Organ Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa tarafından Osmanlı Devleti sınırlarına dâhil edilmiştir. Halen pek çok köyümüzde Osmanlı dönemine ait cami, ev ve çeşmeler bulunmaktadır.
Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıt’ın 1402 yılında Moğol Hükümdarı Timur’la Çubuk Ovası’nda yaptığı Ankara Savaşı’nda, Yıldırım Beyazıt’ın bugünkü Yıldırım Çatak, Yıldırım Hacılar, Yıldırım Ören, Yıldırım Yağlıca köyleri civarında ve bugünkü Yıldırım Ormanı adı verilen ormanda kaldığı, sığınak olarak kullandığı, bu sebeplerden dolayı köylerin ve ormanın Yıldırım ismini aldığı belirtilmektedir.
16. ve 17. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin Ankara vilayetine bağlı sancağı olan Yabanabad; sosyal, kültürel ve ekonomik yönden ileri derecede bir yerde görülmektedir.
İlçemiz Kızılcahamam, Yabanabad adıyla 1356 yılından itibaren Ankara’ya bağlı bir ilçe olmuştur. O zamanlar merkezi bugünkü Demirciören köyüdür. 1880 yılında ise ilçemiz; Ankara valisi İzzet Paşa tarafından Çorba adıyla, eskiden nahiye olan bugünkü Pazar beldesine taşınmıştır. 1915 yılında ise Vali Suphi Bey tarafından yol güzergâhı üzerinde bulunmasından ve şifalı kaplıcaları bulunması nedeniyle bugünkü yerine nakledilmiştir.
Yabanabad; yabanı abad eden, bozkırı imar eden, bozkırı yani kötü araziyi bayındır hale getiren demektir. Şirin ilçemiz Kızılcahamam eski bozkır halinden, çalışkan insanları sayesinde bayındır hale gelmiştir.
Ankara salnamelerinde(yıllıklarında) ilçemiz Kızılcahamam’ın ismi Yabanabad olarak geçmektedir. İlçemiz 1915 yılından bu yana ise Kızılcahamam olarak bilinmektedir. Kızılcahamam ismini, ilçe arazisinin kahverengi, kurşuni kırmızımtırak, kızıl kaya ve topraklarından ve ilçe merkezinde bulunan şifalı kaplıcalarından(hamam) almıştır.
16-17 Temmuz 1934 yılında ilçemizi ziyaret eden Mustafa Kemal Atatürk “Bu cennet yurt köşesinde mutlusunuz Kızılcahamamlılar” diyerek memnuniyetini dile getirmiştir. Ulu önder ilçemizi gezip, Soğuksu Milli Parkını ziyaret etmiş ve bir gün kaldıktan sonra ziyaretini tamamlamıştır.
İlçemiz 1915 yılında ilçe olmuştur. Önceki yıllarda bugünkü Çamlıdere de ilçemiz sınırları içerisinde idi. Çamlıdere ilçe olarak ilan edildikten sonra, ilçemiz Kızılcahamam bugünkü sınırlarıyla günümüze kadar gelmiştir.
Kaynak: Şifalı Sular Diyarı Kızılcahamam - Veysel ÜZMEZ

Sitemizde yayınlanmasını istediğiniz her şeyi yukarıdaki e-posta adresinden bize ulaştırabilirsiniz. Resim, yazı, şiir, yemek tarifi, köyümüzle ilgili hikaye gibi göndereceğiniz her türlü içeriği sitemizde yayınlamak isteriz.




